Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Cuma, Ocak 09, 2009

Hürriyet ile Gazeteport'un birbirinden ne farkı var?



İnternetteki haber sitelerini incelediğim yazıdan (5 Kasım 2008) bu yana Radikal ve Akşam gazeteleri web sitelerini yenilediler. Her ikisi de eski sitelerine göre daha iyi olmakla birlikte, ne yeterli bir tasarım kalitesine ulaşabilmişler ne de "farklı ve yeni" bir yol bulmayı denemişler. Sıradan köyün sıradan kavalcısı olmaya devam etmişler kısacası.

İnternetteki haber sitelerini kabaca 3 farklı kategoride değerlendirebiliriz sanıyorum:

(1) Gazete internet siteleri: Hürriyet, Milliyet ...
(2) Gazete internet sitelerinden alıntı yaparak içerik oluşturanlar: İnternet Haber, Ensonhaber ...
(3) Ajans haberlerinin yanısıra kendi haber ve içeriğini üreterek yayın yapanlar: Gazeteport.

Birinci kategoridekiler, internette yayın yapmaya, geç kalmamak, hazırlıksız yakalanmamak için başladılar. Mesela, Zaman ve Hürriyet gazeteleri, ilk web sitelerini açtıklarında internetin ticari niteliği henüz gelişmemişti bile. Bu web sitelerinin uzun yıllar boyunca şirket bütçelerine hiç bir katkıları olduğunu da sanmıyorum. Gazete yöneticilerinin ve yayıncılarının internet ortamındaki planları, hedefleri nedir bilemiyorum, ama "ruhen" hala basılı yayın gazetecisi olduklarını web sitelerinden ve iş yapma şekillerinden anlamak pek zor değil.

Öte yandan Gazeteport, internet konusunu daha da ciddiye almak zorunda, ne de olsa basılı yayınları yok. Ama temelde onlar da gazeteci. Bu yüzden internete yeni bir ruh, yeni bir yaklaşım getiremiyorlar. Büyük ticari işletmelere sahip olmadıkları için daha dik bir duruş sergileyebiliyorlar, ama o da şimdilik, yani başarılı olana kadar.

Gazeteciler, özellikle "halkın nabzını tutma" gibi konularda kendilerini pek bir beğenirler, ama iş inovasyona gelince, çok da başarılı olduklarını sanmıyorum. Yani görmüyorum örneklerini. Reklamcıların internetçi olamadıkları gibi gazeteciler de sahip oldukları ayrıcalıkları bırakıp yabancı bir alanda rekabet etmek durumunda kalmayı pek sevmiyorlar, büyük bir ihtimalle nefret bile ediyorlardır.

İkinci gruptaki internet haber sitelerini pek de ciddiye alamıyorum, kusura bakmasınlar. Diğerleri tarafından "kes yapıştır gazeteciliği" diye de tanımlanan bu grubu sokaktaki işportacılara benzetiyorum. Bu, işlerini ciddiyetle yapmadıkları ve işportacılıktan mağazacılığa geçemeyecekleri demek değil tabii ki. Ama internet yayıncılığında devrim yaratabilecek her hangi bir girişimde bulunabileceklerini beklemiyorum.

Türkiye pazarı diğer gelişmiş ülkelere oranla sığ bir pazar. Bu nedenle piyasa oyuncularının yeni girişimlerin önünü kesmeleri daha kolay. Yani pasta küçük, kavga büyük.

0 yorum: