
Yukarıdaki fotoğraf intihar etmeyi teşvik eden bir organizsayonun web sitesinden alındı. Şu kazası, bu kazası derken, birbirimizi bu kadar kolaylıkla ve keyifle öldürürken, kimin ihtiyacı var ki intihar etmeye?
Uludağ'da donarak ölen Ümit Özgen'in yer tespitindeki kırtasiyeyi ve insiyatifsizliği eleştirirken, "Dağda kaybolan kişi Başbakan olsaydı da aynı kural işletilecek miydi?" diye sormuştum.
Bu soruma kimse cevap vermemişti doğal olarak, ama iki ay sonra Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazası vasıtasıyla cevabı aldık: Evet, kaybolan kişi Başbakan da olsaydı benzer kayıtsızlık ve beceriksizliği gösterecek ve ünlü ünsüz herkesi canlı canlı dondurup öldürecektik.
Düşen helikopter Başkanınki olsaydı, o kar kıyamette, dondurucu soğuktan kendini korumaya çalışırken, büyük ihtimalle İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez'e söylediği, "Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz," sözünü hatırlayacak ve belki de kendi kendine "Allah'ın sopası yok ki," diye mırıldanıp nedamet getirecekti.
Evet, biz öldürmeyi iyi biliriz ve bunun için ne topa tüfeğe füzeye ne de özel bir çabaya ihtiyacımız vardır, biz olarak yaşamamız bu öldürme işinin ifası için yeterlidir. Hakkındaki iftiralar Ergenekon iddianamesine girdiği için isyan eden Uğur Dündar da bizim bu meziyetimizi pek iyi bildiğinden, "Bari gelin öldürün," demekten başka çaresi kalmadığını düşünmüştü geçenlerde.
Helikopter kazasında ortaya çıkan bilgisizlik ve beceriksizliğe derhal bir neşter vurulacak, acil durumlarla ilgili "hizmet tasarımları" oluşturulup eğitim programları düzenlenecek mi diye merak edeniniz varsa aranızda, cevabı hemen vereyim: Yeni bir kazada yeniden görüşmek üzere.












0 yorum:
Yorum Gönder