Haber Türk web sitesinde son iki gündür, Fatih Altaylı'nın yazısına tıkladığınızda bir paragraflık alıntıdan sonra, "Fatih Altaylı'nın yazısının devamı Gazete Habertürk'te" diye bir uyarı çıkıyor. Yani, sizden istenen hemen ceketinizi, ayakkabınızı giyip kendinizi dışarıya atmanız, gördüğünüz ilk gazete büfesine koşup nefes nefese, "Ver bir Haber Türk!" demeniz...
Bu gazeteciler hakkaten bu işi bilmiyorlar. Kömürü elmasa dönüştürmeyi hayal etmek, bir internet okurunu gazete okuruna dönüştürmeyi düşünmekten çok daha gerçekçidir.
Benzer bir uygulamayı Tercüman gazetesi yapıyordu, web sitesinde bir yorum girdiğinizde ya da anketi cevapladığınızda, "Yorumunuz/anket sonuçları gazetenizde," diye bir uyarı ile karşılaşıyordunuz. Tercüman'ın satışları mı patladı, tabii ki hayır. Zaten şimdi baktım, bu uygulamayı kaldırmışlar işe yaramadığı için. İş yeniliklere, inovasyona gelince gazeteciler böyledir işte; dürbünün ters tarafından bakarak uzağı görmeye çalışırlar.
Dünyada gazeteler, "yarın ne yapacağız, teknoloji bize neleri getirecek," diye düşünüp taşınırken, hatta bazı gazeteler kapanırken, bizimkilerin dünyanın parasını harcayarak sıfırdan yeni bir gazete çıkarmalarını çoğumuz yadırgayabiliriz, ancak bildiğiniz gibi gazetelerimiz "güç savaşlarının" aracı olarak kullanıldığından ne kadar para koyarsanız koyun, gazete olarak olmasa da, "grup olarak" kara geçebiliyorsunuz.
Peki, Haber Türk'ün tasarımı nasıl diye sorarsanız, "Basın cephesinde değişen bir şey yok," diye cevap vereceğim, hiç bir orijinalliği ya da yeni söyleyecek sözü olmayan, diğerleri gibi vasat bir tasarım, Hürriyet'in kopyası. Bir de, "Haber Türk" birleşik mi yazılıyor, ayrı mı, ona karar verseler iyi olacak.
Salı, Mart 03, 2009
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)















0 yorum:
Yorum Gönder