
1960'larda Hippi akımıyla birlikte gelişen "Katmandu Yolu" serüveninin yan ürünlerinden birisi de Batı'da ortaya çıkan Hare Krişna'lardı. Portakal rengi Hint kıyafetleriyle ve "Hare Krişna Hare Krişna, Krişna Krişna Hare Hare, Hare Rama Hare Rama, Rama Rama Hare Hare" mantralarıyla tüm büyük şehirlerin neşeli birer parçası olmuşlardı. Onlarsız bir Londra, onlarsız bir New York ya da Amsterdam düşünmek mümkün değildi. Yanlarından geçerken ya da ilgiyle onları izlerken size tanıtım kitaplarını satmak ve mümkünse aralarına katılmanızı isterlerdi.
Hippi düşüncesinin bir yan kolu olmakla birlikte uyuşturucu kullanmazlardı. Aslında nasıl yaşadıklarını neler yaptıklarını pek de kimsenin bildiğini sanmıyorum. Onlar Hare Krişnalardı, hangi gün olursa olsun o keyifli müzikleriyle yolunuza çıkacaklarını ve medeni şehirlerin renklerinden biri olarak yaşamınızı anlamlandıracaklarını bilirdiniz.
Belediye seçimleri dolayısıyla çevremizi kuşatmış yalanlarlardan, hilelerden bunalmışsanız ki ben bunaldım, doğru yanlış, akıllıca ya da salakça işlerini güçlerini bırakıp hayatlarını değer verdikleri bir "anlama" adamış, dürüstçe adamış Hari Krişnacıları özlemle hatırlamadan edemedim. Sayıları az, hedefleri sahiciydi ve onlar da her tarikat gibi gerçekte büyük bir açgözlülüğün vitrinleri ya da küçük piyonlarıydı. Ne yazık.












0 yorum:
Yorum Gönder