
Türkiye’deki kurumsal web sitelerinin yüzde 99’u artık tamamen çöp. Hepsi de internet ve iletişimdeki gelişmelerin gerisinde kalmış, sadece telefon numarası ve adres öğrenmek için başvurulan “web sayfaları”. Buna bizim şirketin web sitesi de dahil.
Kurumsal web sitelerinin gidebileceği sadece iki yön var: Ya ziyaretçilerine “deneyim” yaşatacaklar, ya da “insani ilişkiler” kuracaklar. Bunun dışındaki tüm çabalar, çalışmalar sadece zaman ve para israfı olarak kalacak. Kurumsal webin, “ürünler, hizmetler, şirketimiz, insan kaynakları, basın odası, iletişim… gibi klasik menü başlıkları artık geçmişte kaldı. Zihnimizi bu antikalardan temizleyip her şeye taze ve yeni bir gözle bakmalıyız.
Alın size gelişigüzel bir örnek: http://www.koc.com.tr. Tasarım sıradan. Anasayfada kocaman bir Koç logosu ve logoyu kutsayan bızdıklar. Diğer sayfalara da bakınca “Bızdık teması”nın devam ettiğini görüyorsunuz. Olumlu mu, olumlu. Ama sizin logonuz ve sevimli bızdıklarınız bizi ne kadar ilgilendiriyor?. Şirketlerin bu iflah olmaz narsizmi beni öldürecek. Tek sayfalık blog tarzı bir site bile bundan daha başarılı iletişim kurabilecektir web kullanıcısıyla.
Tekrar ediyorum; ya deneyim, ya insani ilişkiler!
Deneyim yaşatmak bizimkilerin boyunu aşar, buna bütçe gerek, elleri titrer paracıklar gidecek diye. Şirketler de reklamcılar da suçludur bu konuda. Koç’un bızdıklarını ele alın, on yıl önce yapılsaydı, “Aferim,” derdim, ama artık geçti bunlar be arkadaşım, geride bıraktık öyle şeyleri. Tünaydın.
Kurumsal web sitesi yerine blog açın. Kendinizi ifşa edin, korkmayın.
“Paranın dini, imanı yoktur,” derler. Doğru mu bilemem. Ama müşterinin parasının vicdanı, kalbi, inancı ve daha bir sürü rasyonel ve duygusal şeyi vardır. Amerikan şirketleri sırf müşterilerinin parasının dini ve imanını tatmin edebilmek için bütün dünyaya dağılmış yüzlerce sivil toplum kuruluşu vasıtasıyla üretimlerinin ilk kaynaktan itibaren her aşamasını sadece ekonomik değil, aynı zamanda insani boyutuyla da gözetiyorlar.
Çok fazla nefes tüketmeyeceğim. Kendinize kurumsal web sitesi yerine bir blog açın, hem daha ucuz hem daha insani. Kendinizi ifşa edin, boş ve jenerik lafları sözleri değil. İnsanlarla iletişim kurmanın temel kuralını uygulayın yani. Korkmayın.
Bızdık temalı web dolayısıyla bir not
Koç Holding’in sitesindeki bızdık temasının eski, yaratıcılığı geçmiş bir fikir olduğunu söyledim yukarıda. Şu sıralar izlediğim reklam filmlerinde de akıllı gibi görünenler bile hep eski, hep eskimiş bir yaratıcılığın kopyaları görünümünde.
Londra’da yaşayan bir insanın televizyonda gördüğü reklamlarla İstanbul’da yaşayan benim gibi insanların gördükleri arasındaki temel fark nedir derseniz; (1) yaratıcılık (2) zeka derim. Bizim Türk filmlerinden, mizah dergilerine ve şimdi televizyon dizilerine kadar gelen bir gelenek, gördüğümüze bir de yazılı ya da sözlü açıklama eklemektir. Tamam, çok zeki bir millet değiliz, ama o kadar da mı az zekiyiz?
Yaratıcılık konusunu hiç açmıyorum tabii ki, eğer zekadan çuvallıyorsak, çizginin yaratıcı bölümüne geçmek çok zor doğal olarak. Üç beş kişi geçmeye çalışsa da ayaklarından çekiştireni bol bir milletiz. Artık bunlara kızmıyorum, hatta üzülmemeye de çalışıyorum. Ben yine de İngiltere’deymişiz gibi çaba göstermeyi deniyorum. Daha iyi bir yol bulursanız lütfen bana da söyleyin.















0 yorum:
Yorum Gönder