Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Cumartesi, Ocak 16, 2010

Ahlakımızı kimseye kaptırmasak artık...


RTÜK, Levent Kırca'ya "insan onuruna ve temel insan haklarına saygılı olunmaması, gençlerin ve çocukların ahlaki gelişimini zedelemesi" gibi gerekçelerle uyarı cezası verdi geçenlerde. TV'de, mesela, uyuşturucu dizisi (Weeds) oynatmak serbest, ama sigara göstermek yasak. Bayılıyorum bu ahlakçılara, özellikle Las Vegas tutkunu olan cinslerine.

1971’de zamanın başbakanı Süleyman Demirel’in yönetimine karşı Ordu, “yarı-darbe” yapmıştı. Sokakları dolduran askerlerin ilk icraatı ise darbe konusuyla uzaktan yakından ilgisi olmayan saçı uzun gençlerin saçlarını, mini etek giyen kızların eteklerini makasla kesmekti. (Evet, eski özgürlük yıllarında kızlar mini etek giyerlerdi.)

1980'lerde Turgut Özal başbakan olduğunda, önemsediği işlerden birisi, Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu'nda yeni düzenlemeler yaparak basın ve yayında “ahlak” sansürü uygulamasını başlatmak olmuştu. Playboy dergisinin yayınlandığı ilk Müslüman çoğunluklu ülke olmanın yanısıra, bu dergiyi siyah poşete sokan ülke olmak gibi tuhaf bir duruma da düşmüştük.

Hükümetin göz yumması dolayısıyla ortaya çıkan izinsiz özel televizyonlara frekans tahsisi nedeniyle kurulan RTÜK, kuruluşunun 16. yılında hala televizyonlara frekans tahsis etmemiş ama tvlerin “ahlak bekçisi “ olarak görevlendirilmiştir. Tvler RTÜK’ün şehvet duygularını yeterince karşılayamadığı için olacak, “interneti de isterim, onu da isterim, bunu da isterim” diye tutturmuştur.

Yani herkes bizim ahlakımızın peşinde.

Bu tür ahlak gösterilerine giren tüm yöneticilerin bir tür ahlak dışı hesapların peşinde olduğu varsayımından hareket ederim, onları hiçbir şekilde inandırıcı bulmam.

Toplumda harekete geçirmenin en kolay olduğu kesim, ahlak bekçileridir. Sanıyorum bu yüzden yöneticiler bir kabahat işlediklerinde suçunu örtmeye çalışan çocuklar gibi bu gönüllü bekçilere şirin görünüp onları hoş tutmaya çalışıyorlar.

Kadınların, “bedenimiz üzerinde söz hakkını kimseye vermeyiz” kampanyasına benzer şekilde bizim de “ahlakımızı kimseye kaptırmayız” gibisinden bir harekete ihtiyacımız var herhalde.

0 yorum: