
Turkcell Ceo'su Süreyya Ciliv, şık giyinen ve büyük ihtimalle kendi gibi şık giyinen insanlarla bir arada vakit geçiren bir kişi. Biz müşterilere layık gördüğü ise Recep İvedik tiplemesi, bayağılığın ve seviyesizliğin en uç noktası. Sizce bu işte bir terslik yok mu?
Dün “Telekom’a kafam girsin” diye bir video izledim, küçük bütçeli ama kendini ifade eden, eleştirel kısa bir klip. Bir de web sitesi var, telekomakafamgirsin.com adresinde.
Telekom, Türkiye’nin en büyük iletişim şirketi ya, ne yapmış, mahkemeye gitmiş ve bu eleştiriyi yansıtan bazı web sitelerini yayına kapattırmış. Digiturk'ün yaptığı gibi büyük başlara dalaşmamış, kendini savunamayacak küçük siteleri kurban seçmiş.
Hatırlarsınız, Digiturk de Blogger’ın Türkiye erişimini kapattırmıştı. Şimdi bayrağı Telekom kaptı yani, bayrak yarışı devam ediyor.
Hiç merak ettiniz mi, bu iki büyük iletişim şirketi neden “Asarız-Keseriz”li “Cart-Curt iletişimi”ni seçiyorlar. Yani seçme de demeyeyim, doğrudan bu tür iletişimi kullanıyorlar, kendilerine yakıştırıyorlar?
Bence cevap basit, her ikisi de devlet desteğiyle üzerimizde tekel olarak kendilerini konumlandırdılar. Sırtlarını hükümete, devlete dayadılar da ondan.
Turkcell’i hatırlarsınız, yapılan lisans sözleşmesindeki aksi hükme rağmen, hükümet piyasada rekabet yaratacak üçüncü lisansı uzun yıllar, yani cep telefonunda bir tekel yaratılana kadar kimseye vermedi. Hala o dönemde yaratılan tekelin ceremesini çekiyoruz, çekmeye devam edeceğiz. Benzer bir şekilde, Telekom’un özelleştirmesinde de bizleri ihalede rehin olarak yeni şirkete devretmişti hükümet. Kısacası, bu şirketler bizi kendileri kazanmadılar, bu nedenle halkla, insanlarla düzgün iletişim kurabilme terbiyesini alamadılar.
Düzeltme: Yazının önceki versiyonunda, Blogger'ı Turkcell'in yasaklattığını yazmıştım, oysa Digiturk yasaklatmıştı. Hata için özür dilerim. Turkcell, sadece bizi İvedik ile çileden çıkarmıştı, çıkarmaya devam ediyor. Ayrıca, Turkcell'in tekel olması konusundaki eleştirimin haksız olduğu uyarısını yapan ve benim eksik hafızamı düzelten Cem Argun'un yorumunu okumanızı öneririm.

Türkiye'nin kaderi; düşük hız, yüksek fiyatlı internette bir numarayız. Resme tıklayın, trajedinin tamamını görün.















10 yorum:
süleyman değil süreyya ciliv...!!
Turkcell ve Telsim her zaman vardı. Hiç bir zaman tekel olmadı. Zaten bu sektöre bir anda 3 ya da 4 oyuncu da giremezdi. o zaman kimse 500'er milyon dolar lisans vermezdi. Yani 3 ya da 4 operatör olsa en fazla 100'er milyon dolar lisans değeri toplanabilirdi. Yani en başta kontrollü rekabet şarttı. Turkcell'in bugünkü gücü Telsim'in Uzan yüzünden sıçması ve aylarca kapalı kalmasındandır. Yoksa Turkcell ve Telsim at başı gidiyordu. Aranın açılması bence Uzan'ın ve Telsim'in kabahatidir. Ha devlet Telsim'i kapattı dersen bir şey diyemem ama o süreçte buna yargı karar verdi. Hatırlarsanız Aria pazara girerken ihalede astronomik bir lisans parası önererek 5. bir oyuncunun pazara girmesini game theory kullanarak engellemişti falan filan. Ama Turkcell'e devlet desteği var demek bence büyük haksızlık.
Cem Argun.-
Sayın Adsız, ismi düzelttim, teşekkür ederim.
Sayın Cem Argun, sizin bahsettiğiniz argümanlara ben de katılıyorum. Benim sözünü ettiğim, Turkcell lisansı verilirken 400.000 kullanıcıya ulaştığında ikinci lisansın ihalesine çıkılacağı maddesi vardı. Hükümet bu önemli maddeyi göz ardı etti ve 1.500.000 milyon kullanıcıya kadar bekledi. (Verdiğim sayılar yaklaşıktır, doğrusunu kontrol etmedim.) Turkcell bu süre içinde epeyce yerleşti ve bana sorarsanız tekel oldu.
Bu dönemde iki konu yani, 1, ekstradan bir milyon kullanıcı kıyağı, bir de galiba ödenmeyen bir KDV hediyesi vardı (sonra iş ortaya çıkınca ödendi galiba), o dönem Turkcell ve hükümet ilişkisi konusunda epeyce spekülasyonlara sebep olmuştu. Eğer yanlış hatırlıyorsam düzeltin, ama benim hatırladığım resim böyleydi. Ve bu konulardan söz edilince nedense aklıma hep Güneş Taner adı geliyor.
Merhaba,
Yine yanlışınız var. Turkcell'in hizmete girmesi 28 Şubat 1994, Telsim'in hizmete girmesi Mayıs 1994. İki aylık fark Telsim'in operasyonel olarak hazır olamamasından kaynaklanıyor. İki lisans için aynı anda ihaleye çıkılmıştı. 500'er milyon dolar ödemeyi sadece Telsim ve Turkcell göze aldı. Sabancı, Koç, Doğuş herkes bu para çok bu işte batacaklar diye yaklaştı. Yani rekabetten anlasalar, iş bilseler, vizyonları olsa 600 milyon dolar teklif edip lisansı alırlardı. Yani özetle bilgileriniz yanlış. Sizin düşündüğünüz 3. lisans için geçerli olabilir. Ancak bu durumda da zaten tekel yoktur. Turkcell ve Telsim var. Telsim'in basiretsizliğini ve başarısızlığını ise Turkcell'e devlet desteği olarak yorumlamak olmaz. Bu arada evet KDV sonradan çıktı. Lakin o dönemde türünün ilk örneği olan bu tür bir lisans için KDV söz konusu olması maliyenin ve biraz da sonradan hükümetin işgüzarlığı. 500 az oldu, bunlar çok kazanıyor bir de KDV saplayalım dediler. Yoksa en başta ihale şartnamasinde KDV yoktu. Araştırmak, bilgilenmek çok kolay...
Tam anlayamadım ben yazıyı:
1- Turkcell reklamlarında Süreyya Ciliv veya onun gibi giyinen (ne demekse?) arkadaşlarından biri mi oynamalı?
2- Telsim Turkcell rekabetinde Telsim'in başarısız olması yüzünden devlet Turkcell'e nasıl kıyak geçmiş olabilir? Kıyak geçmemiş olmak için devlet Telsim'e mi destek olmalıydı?
3- Dünya'nın neresinde şirketleri eleştirmek kafa sokmak şeklinde gerçekleşiyor? Lümpenlik ve eleştiri sınırlarını nasıl ayırıyorsunuz?
4- Ben Sinan Torunoğlu'na kafam girsin diye bir site açıp bunu farklı mecralarda yaymaya çalışsam buna kızmaz ve engellemek için gücünüz olsa kullanmaz mısınız? (site engellettirmek doğru çözüm değil ama yazıda verilen örnek %100 yanlış olmuş)
5- Digiturk engellettirirken Google'ın sahip olduğu blogger büyük baş değil miydi? (engelletmelere karşıyım ben de ama sansürün büyük başı küçük başı olmaz, yaklaşım son derece anlamsız olmuş)
6- Bir konuda ahkam kesmek için birazcık daha bilgiye sahip olmak gerekmez mi?
Sayın Cem Argun,
Vikipedi'ye baktım, sizin söylediklerinizi doğruluyor, yani her iki operatör de benzer zamanlarda işe başlamışlar. Demek ki ilk başta bir kayırma yokmuş. (KDV konusunda da haklısınız, bu kadar çok para kazanılacağına kimse ihtimal vermemişti.) Benim sözünü ettiğim 1.000.000'luk hediye demek ki 3. lisansın verilmesinde söz konusu olmuş, her iki şirket de kayrılmış. Sadece Turkcell'in bundan yararlandığını hatırlıyordum, hata yapmışım.
Sayın Adsız,
Eğer ben Türkiye'nin en büyük iletişim şirketinin sahibi, yöneticisi ya da herhangi bir konuda önemli bir figür olsaydım, müşterilerimin ya da hitap ettiğim kesimin, yani hayatlarında bir şekilde etkin olduğum insanların bu tür davranışlarını hakaret değil, eleştiri sınırları dahilinde yapıldığını kabul ederdim. Eğer bu özgürlük tanınmazsa, hepimiz içimize attığımız duygularımız ve rahatsızlıklarımızla patlarız. "Kafa sokmak" gibi bir terimi hakaret olarak algılamak, sadece "arrogant/haksız yere öfkeli" bir toplumun yapabileceği bir şeydir. Ben başka bir noktada durmayı tercih ediyorum.
İki şirketin olduğu lisanslı bir pazarda, teknoloji yatırımları çok büyük, ülke çapında kapsama da çok önemliyse 3. ve 4.'nün girişinin geciktirilmesi, belirli piyasa şartlarının oluşmasına bağlanması kayırılma olarak değerlendirilemez. Devletin lisans ve işletme izni verdiği, gelirden direkt pay aldığı (ilk yıllar öyleydi) bir pazarda ideal rekabet koşulları söz konusu olamaz. Devlet bir müşteri olarak lisans satışları, ciro payı ve vergilerden elde edeceği gelirini maksimize etmeye bakar. Türkiye 3. lisansı İŞ-TİM'e (Aria) 2 milyar 525 milyon dolara satarak bu işten elde edebileceği en büyük geliri elde etmiştir. 4. lisans da aynı anda bedelsiz olarak, satış zamanı gelince değerini katlamak için Türk Telekom'a verilmiştir (Aycell). Bu lisans TT'un satış değerinde büyük rol oynamıştır.
3. veya 4. bir GSM lisansının 1994-2000 arasında verilmesi, yatırımlardan ve yüklü borçlardan henüz pozitif değer yaratamamış genç bir sektörde gereksiz rekabet baskısı yaratacaktı. Elbette devletin lisans geliri beklentisi olmasa bu tarz açık bir rekabet vatandaşın işine gelirdi. Ancak devletin 1994 ve 2001 krizlerinden bir ölçüde bu GSM lisansları ve kdvleri sayesinde kurtulduğunu da hesaba katalım.
Dediğim gibi bu işler girişim, yatırım, vizyon işidir. 1993 yılında Türkiye'de bu işe 500 milyon dolarlık inanan nerdeyse sadece 3 kişi vardı. Hakan Uzan, Murat Vargı ve Mehmet Emin Karamehmet. Bugün zamanda geriye gidilebilse Koç, Sabancı ve Şahenk ailelerinin 1994'teki ilk GSM ihalesine girmek için 2'şer milyar doları gözden çıkarabileceklerine bahse girerim.
Cem Argun.-
(Benzer bir durum iddaa'da da yaşandı...)
Sayın Cem Argun,
Sayenizde Hürriyet'in arşivinde yarım saat geçirip zamanın tartışmalarına baktım. Belli ki o dönemde kan gövdeyi götürmüş. Hükümet Telsim'i 9 ay kapatmış, Turkcell'in abone sayısı katlanıp gitmiş, KDV dosyası en az bir yıl sümenaltı edilmiş, Turkcell ve Telsim'in kendi kafalarına göre paralar toplayıp Telekom'dan kaçırdığı eleştirileri var, Çölaşan, "Cep telefonu şirketleriyle yapılan ön sözleşmede, bunların 400 bin abone kaydetmesi öngörülüyor. Yani iki şirketin toplam abone sayısının 800 bin olması öngörülüyor. Oysa bugün ikisinin toplam abonesi 6 milyon dolaylarında. (Rakamlar sır gibi gizleniyor.)" diyerek devletin zarar gördüğünü iddia ediyor. Telekomünikasyon Kurulu, "Ağustos 1999 sonunda Turkcell abone sayısının 4 milyon 200 bine, Telsim abone sayısının da 1 milyon 800 bine, toplam abone sayısının 6 milyon aboneye ulaştı," diye dert yanıyor. Yani her zaman olduğu gibi büyük fırsatlarda büyük akıllar kendi düzenlerini kendi yöntemleriyle kurmuşlar. Biz ne desek boş ve anlamsız kalıyor.
telsim'i hükümet mi kapatmış? yargı mı? neden kapatılmış? Araştırınca telsim aslında kapatılmamış. Gözünü ihtiras büyümüş Uzan ailesi daha fazla kazanmak için sözleşme şartlarına aykırı davranmış. Türk telekom da sözleşmeye uygun olarak 28 Kasım 1995 telsim'in işletme sözleşmesini kanuni olarak fesh etmiş. elbette bu kötü pr panik yarattı ve telsimden kaçanlar oldu, yeni müşteriler de turkcell'e yöneldi. bu dönemde telsimin yönetimi Türk Telekom'a geçmişti... Burada Uzan ailesinin o zaman ve sonrasında neler yapmış olduğunu tartışmaya gerek yok.
kdv de ihale şartnamesinde yoktu baştan koymuş olsalardı ne karamehmet, ne de uzan, havadan 90 milyon dolar daha koymaya yanaşamazdı. sümenaltı edilmedi, GSM'e talep beklentinin çok üstünde olunca ek gelir kapısı olarak kriz yaralarını sarmak için icat edildi.
Ayrıca 1994'te 500'er milyon dolarlık 2 lisansa 2'den fazla talep olsaydı fiyat zaten Emin Çölaşan'ın dediği gibi yükseklere çıkardı. Bu ihalenin 1994 krizi ertesinde esnasında olduğunu unutmamak lazım. Çölaşan'ın bahsettiği yüksek değerlemeli danışman raporları da en az 1-2 sene öncesinin kriz öncesi tahminleriydi.
tekrar dediğim gibi Turkcell'in bugünkü hakim konumu tamamen telsim'in basiretsizliği ve başarısızlığından kaynaklanıyor. Turkcell'de elbette bu fırsatı iyi kullandı.
Cem Argun.-
Not: araştırmak güzeldir, araştırıp yazmak daha da güzeldir. ;)
Yorum Gönder