Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Pazar, Ocak 10, 2010

Hangisini yıkalım; Atatürk Kültür Merkezi mi, Dolmabahçe Sarayı mı?


Herkesin yıkmak için sıraya girdiği AKM. Fotoğraf: Vlidi

Soru 1:
Atatürk Kültür Merkezi yıkılmalı mı?


Cevap: Bana Taksim'den Levent'e kadar uzanan güzergahta, AKM dışında modernist Türk mimarlığından tek bir düzgün örnek gösterin, ilk kazmayı ben vurayım.

Soru 2: AKM denizimizi kapatıyor. Bu bina yıkılırsa oradan mühteşem bir görünüm elde etmez miyiz?

Cevap: Dolmabahçe Sarayı da denizimizi kapatıyor, hem de çok yüksek duvarlarla. Üstelik, Osmanlı döneminin en görgüsüz ve sanat değerinden yoksun binası. Eğer ikisi arasında bir seçim yapmak gerekirse ben AKM'nin korunmasını tercih ederim.

Soru 3: Sizce de AKM çok çirkin değil mi?

Cevap: AKM, mimari estetik açısından çok dengeli ve modernist mimarinin Türkiye'deki en iyi bir kaç örneğinden biridir.

Soru 4: Türk mimarisinde önemli bir yeri mi var diyorsunuz yani?

Cevap: Ben Ankaralıyım, Alman Bauhaus gibi modern işlevsel ve estetik mimarinin Cumhuriyet ile özdeşleştiği bir şehirde yetiştim. İstanbul ise yüzlerce yıllık bir mimari geleneğin kenti. Her uygarlığın izlerini taşıyor. Cumhuriyet'i temsil eden binalar ise elle sayılacak kadar az. AKM bunların en önemlilerinden biri. AKM'yi yıkmak, Cumhuriyet'in en önemli izini İstanbul'dan silmek demek aynı zamanda.

Soru 5: Bir çok mimar AKM'nin yıkılmasını desteklemiyor mu?

Cevap: Evet, destekliyor. Bir çok düşünür de Cumhuriyetin yıkılıp yerine yenisinin kurulmasını destekliyor. Ankara Kocatepe için Mimar Vedat Dalokay dünyanın en güzel camilerinden birini tasarlamıştı, bizimkiler istemeyince Pakistan'a yapıldı, ve onların gurur duyduğu mimari varlıklarından biri oldu. Kocatepe'ye anlı şanlı mimarlardan birisi mimari açıdan yüz kızartıcı nitelikte bir cami yaptı ve o bölgeyi katletti. Para için değil AKM'yi, Türkiye'nin tamamını yıkacak en az bin tane mimar bulurum size.

Soru 6: Bu kadar değerli bir alanda bu kadar küçük bir bina işlevsel ya da rasyonel mi?

Cevap: New York Manhattan'da yaşayan birisi Londra'ya, ya da Paris'e gittiğinde, oraları kasaba gibi görür, ölçekler öylesine farklıdır yani. Başınızı kaldırmadan göğü görebilme lüksüne sahipsinizdir Avrupa'da. Paris'te yüksek binalardan oluşan La Défense şehir dışına yapılmıştır. Aynı şekilde Londra'nın en işlek ve değerli alanlarından, mesela Oxford Street'te kimse, "Bu binalar neden küçük?" diye sormaz. Center Point diye bir bina azmanı yaptılar şehrin ortasına, hala onun utancını hissediyorlar. Ankara'da Melih Gökçek dünyanın en büyük şehircilik hatalarından birini yaparak trafiği şehrin merkezine, Kızılay'a yükledi, şimdi orası keyifle yürünebilecek şehir merkezi olmaktan çıktı. Güzergah üzerindeki Kavaklıdere dahil her yeri yaşanılır olmaktan çıkarmakla meşgul şu sıralar. Taksim ve civarına yapılabilecek en büyük kötülük oradaki yoğunluğu zorlamak. O civar yeterince doymuş bir alan.

Soru 7: Yoksa siz Boğaz Köprüsüne de mi karşıydınız?

Cevap: Öğrenci olarak yıllarca Londra'da yaşadım. Şehircilik sorunlarının nasıl çözüldüğünü görme, izleme fırsatım oldu. Özel olarak Boğaz Köprüsüyle ilgili bir şey söylemeyeceğim ama, orada sorunların çözümünün buraya oranla çok farklı şekilde ele alındığını fark ettim. En önemli fark, bir sorun ortaya çıkınca o sorunun gerçekten çözülmesiydi. İstanbul'da şehircilik sorunlarına getirilen çözümlerin çok da başarılı olmadığına inanıyorum. Mesela, Kadıköy yakasında Kızıltoprak, Boğaziçi Köprüsü açıldığı yıl, gün ve saatten beri tıkanır ve bu tıkanıklık hiç bir zaman çözülmez. İstanbul'da böyle bir sürü tarihi tıkanıklık alanları vardır. Benim bütün hayatım, Eminönü Meydanının bir çok defa yeniden yapıldığı ancak hiç bir zaman tasarlanamadığı ve giderek daha da işin içinden çıkılmaz hale dönüşmesini yaşamakla geçmiştir. Şehir plancısı arkadaşınız varsa bunları size benim yapabileceğimden çok daha iyi bir şekilde anlatacaktır.

Soru 8: Sizin AKM'nin yıkılmasını engelleme gücünüz var mı?

Cevap: Yok. Ama sizin de AKM'yi yıkma gücünüz yok.

Soru 9: Dolmabahçe Sarayının yıkılmasını gerçekten de savunuyor musunuz?

Cevap: Tabii ki hayır. Dolmabahçe Sarayı, bence, Osmanlı İmparatorluğu'nun nasıl ve neden battığını anlamak için çok önemli. Yaratıcılığın bitip bayağılığa ve görgüsüzlüğe teslimiyetin, üstelik bir de ihtişamla kutsanmışsa, bir uygarlığın onulmaz bir kanser hastalığına yakalanmış olduğunun en belirgin göstergesidir diye düşünüyorum.


Dolmabahçe Sarayı Kapısı. Fotoğraf: Hakan Akbaş

0 yorum: