Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Cumartesi, Ocak 23, 2010

Mecrasını şaşıran reklamcı ve uluslararası şirketlerin diktatörlüğü hakkında

Bugün bir kaç olay üst üste geldi. Birbirine benzeşen ikisi hakkında yazacağım şimdi.

Birincisi, uluslararası bir şirketin merkezinden, "Hadi bakalım, bizim şablonları uygulamaya başlayın artık," fırçası. İkincisi ise yoğun geçen bir günün sonunda masamda bulduğum "Gennaration" isminde güzel tasarımlı bir aylık gazete.

Uluslararası şirket merkezi şunu söylüyor: Ben hepiniz için bir web sitesi şablonu hazırladım. Siz de bunu uygulayın. Lokalleştirme, yerelleştirme yapacağız yani. Şablonun içine Türkçe metin yerleştirince öyle deniyor. Bu şablon altı ay önce verilmişti. Ve tam da klasik web sitesi mantığını çöpe atıp sosyal medyaya entegre bir web sitesini (adına web sitesi demek bile vaziyete hakaret olur bence) şirketin Genel Müdürüyle birlikte kotarmayı planladığımız zamana rastlamıştı. Büyük patrondan gelen emirle bizim proje suya düştü tabii ki, ama bu lokalleştirmeyi de uygulamak konusunda acele etmemiştik.

Bütün dünyadaki web sitelerinin benzeşik şablonlarla "esir alındığı (bu benim terimim)" sistem, evet büyük bir ilerleme, orta çağ sonrası teknolojiden sonraki Endüstri Devrimi çapında bir ilerleme, ama biz bunları aştık ve nano teknolojiye girdik, çıkıyoruz be uluslararası amcacığım. Kendini büyük beyin olarak konumlandırıp bana merkezden emir yağdıracağına, gerçekten uluslararası isen, ve "Benim kurumsal kimliğim dünya vatandaşıdır," diyecek yüreğe sahipsen, aç o merkezdeki web siteni, 50 ülkeden ateş gibi girip enerjimizi orada yakalım. "Sinerji" diye gıcık bir laf var ya, onu hakkıyla dökelim meydana. Uluslararası ol, "sahip, köle" ilişkisinin ötesine geç. Yok, olmaz, henüz Victoria dönemi İngilteresindeyiz, 21. yüzyıla daha çok var, di mi?

"Gennaration" bir reklam şirketinin aylık gazetesi. Ben, o gazeteyi bizim için yaptılar sanmıştım, elime alıp baktığımda, gördüm ki, kendileri için yapmışlar.

Reklam ve iletişim sektöründe hep uzakta kalmayı seçmişimdir, ne adları bilirim, ne de kişileri. Yani kimseyle bir hesabım yoktur, olumlu ya da olumsuz. Ama sorarsanız, evet, günahım kadar güvenmem reklam şirketlerine. Adam sanıp bana gönderdiklerine pişman etmek istemem arkadaşları ama bana gelen kurumsal dergilerin ambalajının açılmadan çöpe gittiğini (kötü niyetten değil, vakit yokluğundan) ve son 10 yıldır fiziki olarak bir gazetenin masamda en fazla altı aylık bir dönemde yer almış olduğunu düşünürseniz, ben doğru hedef kitle değilim büyük ihtimalle. Keşke beni şaşırtıp şu içine girdiğim Victoria İngilteresinden kurtarsaydınız, sizlere şükran duyup imrenseydim, hayranlık duysaydım, ama olmadı. Bir dahaki sefere. Bu kez gazeteyi bizim için yapmanız şartıyla.

0 yorum: