Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Çarşamba, Ocak 20, 2010

Pis kedi



Dr. Albert Mehrabian (California Üniversitesi), yüz yüze iletişimde, söylediğimiz sözün yalnızca % 7 önemi olduğunu keşfetmiş. Sesimizin tonunun, renginin etkisiyse % 38'miş. En önemli değer, % 55 ile yüz ifadesiymiş, yani gülümsüyor muyuz, kaşımızı mı çatıyoruz, vb. (Kaynak: Visual Communication, Ned J. Racine, 2002)

Bu teoriye göre, bu yazının başlığındaki "Pis kedi" tanımlamasının, hemen altındaki masum yüzlü sevimli kedi resminin gönlünüzle kurduğu iletişimi etkilemesi mümkün değil demek ki. Bir de cilveli "Miyav" sesini duyabilseydiniz, başlığın "şirin kedi" anlamında kullanıldığını düşünürdünüz muhakkak. Düşünmek ne kelime, tereddütsüz inanırdınız.

Benim, 1 tam zamanlı (sarı), 2 yarı zamanlı (beyaz, siyah) ve 3 stajyer kedim var. Yarı zamanlı kediler, her türlü yetki ve hakka sahip olan sarı kediye acayip gıcıklar, her gördükleri yerde bir köşeye kıstırıp dövmeye çalışıyorlar. Bu yüzden üçü arasındaki trafiği çok iyi ayarlamak gerekiyor; biri yukarıdaysa, diğerleri aşağıda kalıyor mesela. Ama yine de bir fırsat bulur da sarıya saldırmaya kalkarlarsa saniyesinde tepelerinde bitiyorum.

Sarı şımarık. Ne zaman koltuğumdan kalksam, hemen gelip yerleşiyor. Yüz ifadesi, % 100 oranında, "Burada patron benim, haddini bil," diyor. Benim ona söylediğim her şey en fazla % 7'lik anlatım gücüne sahip olduğundan, bir kulağından girip diğerinden çıkıyor.

Galiba yaz başıydı, dünyanın parasını verip kendime Bose kulaklık almıştım. Bizim sarı kedi, etrafta sarkıp salınan onlarca kabloyla hiç ilgilenmezken, kulaklığımın kablosuna ta o zamandan göz koydu; hatır hutur yiyor kabloyu. Belli ki pahalı "marka" kablodan aşağısı kurtarmıyor haspayı. Kulaklığı kullanmadığım zamanlar kablosunu çıkarıp çekmecede saklıyorum, ama nafile. Masanın üzerinde iki dakika dahi unutsam, bilin ki, kablo bizim sarı kedinin midesinde. Kulaklığa verdiğim para yetmiyormuş gibi, şimdi de vergi gibi kablo parası ödüyorum her ay.

Dün yine kendine kablo ziyafeti çekti bizim sarı kedi. Şimdi masamın yanındaki pencerenin dışında bekliyor, yukarıdaki fotoğrafı da o bekleyiş sırasında çektim. Biraz sonra pencereyi açıp kediyi içeriye alacağım tabii ki, bu soğukta onu dışarıda bekletemem.  Ama şeytan diyor ki, yarı zamanlı kedileri al getir yukarıya, sen de kablosu yenmiş kulaklığı tak kulağına, neşeli bir ıslık tutturup çay yapmaya git mesela. Döndüğümde etrafta tüyler uçuşmuş, çığlıklar atılmış olabilir, e o kadarı da olacak değil mi hayatta.

Şimdi, bizim tam zamanlı sarı, "pis kedi" mi, "şirin kedi" mi, onun testini yapmak size düşüyor. Yukarıdaki operasyondan sonra benim % 55'lik yüz ifadem, eminim ki % 100'lük bir gülümsemeye dönüşecek. O kesin. Şeytan, hadi gel artık. Zaman, senin zamanın.

***

Not: Bu yazının ne öncesi ne de sonrasında hiç bir kedi zarar görmemiş, tüyler havada uçuşmamıştır.

0 yorum: