
Kişilik olarak benzeştiğimiz yazarları severiz; aynı sorunları, hassasiyetleri ve çözümleri paylaştığımız için keyif alırız. Woody Allen ve Larry David ile benzer kişilikte olduğumdan "Whatever Works" filmi hakkında tarafsız olmam mümkün değil. Özellikle, Larry David'in, genç karısının yaşıtı bir gence aşık olduğunu öğrendiğindeki tepkisi bizim türün klasiğidir; üzüntümüzü bastırmaya çalışarak duygusallığımızın üzerini örtüp rasyonel açıklamalar yaparız. O kadarla da kalmaz, trene binip giden dostumuzu uğurlar gibi bizden sonraki hayatına ilişkin, "Şöyle yap, böyle yap," diye akıllar veririz. Ayrıldığımız kişi de, "Bu adam hem duygusuz, hem manyak," deyip arkasına bakmadan kaçar gider.
Woody Allen'in samimiyetini her zaman sevmişimdir; kendisini başka türlü göstermeye, bizi kandırmaya çalışmaz. Karikatürleştirmesinden zevk aldığımız obsesif rasyonelliğin arkasındaki duygusal hamuru bildiğimizden olsa gerek, ona kızmayız, kırılmayız. Hatta, duygularını matematik denklemlerle açıklamasındaki patetik öğeyi bile görmezden gelir ve kahkahalarla güleriz.
Woody Allen'in tüm filmlerinde bir tür denge arayışı vardır ve muhakkak "mutlu son" klişesinin bir cinsini, eksik ya da buruk da olsa filmlerinin bitimine yerleştirmekten keyif alır. Ama hiç bu kadar, "herkes dengi dengine ve gayet mutlu" bir şekilde bitirmiş miydi, hatırlamıyorum. Biliyorsunuz, Woody Allen'in son eşiyle arasında epeyce bir yaş farkı vardı. Eşinizi ne kadar mutlu etmeye çalışsanız, hatta mutlu etseniz de, bu kadar yaş farkından dolayı bir tür suçluluk duymanız kaçınılmazdır. Onu, yaşıtı bir eşten alıkoyduğunuz düşüncesiyle yaşamak zorunda kalacaksınızdır her zaman. Sanki gerçek hayatta yapamadığını, bu filmdeki fantezisiyle gerçekleştirmiş gibi.
Sinema salonu pek de kalabalık sayılmazdı, ama film boyunca tüm seyircilerle birlikte güldük ve müthiş bir keyif aldık. İnsan, zeka dolu espirileri özlüyor doğal olarak. (Aah, ahh...)
Woody Allen, önceki filmiyle aşkı sorguluyordu, bu filmiyle de ilişkisini didikliyor.















0 yorum:
Yorum Gönder