Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Cuma, Mart 12, 2010

Kerpiç evlerde ölmeden yaşama sanatı



Mimariden terk bir öğrenci olarak sonraki hayatımda da mimarlıkla kıyısından köşesinden ilgilendim. En çok ilgimi çekenler, çevredeki doğal malzemeden yapılanlardı. Mesela, toprak evlerin hem sağlıklı, hem de yapımının kolay, ucuz olduğunu biliyordum. Bizim köylerde yapılanlar gibi değil de, sıkıştırılmış ve yüzde 10-20 civarında çimento eklenmiş bloklardan yapılan evlerin bir de onları yağmurdan koruyan geniş saçakları varsa 100 yıldan fazla yaşayabileceğini biliyordum. Anadolu'da güneşin yönüne göre ev yapma alışkanlığının olmadığını da biliyordum, aynı topraklarda binlerce yıl önce yaşayanların evlerinin bugüne göre daha becerikli ve akıllı olduğunu da. Yuvarlak taşları çamurla birbirine tutturmaya çalışarak "taş ev" yapmanın sadece depreme değil, akla ve bilgiye de büyük bir ihanet olduğunun farkına varanlardanım. Bu koridor gibi geçiş ülkesinde, her yeni gelenin bir öncekinin birikiminden faydalanmadan, eski bilgilerini yeni duruma göre geliştiremeden kör, sağır ve dilsiz yaşadığına ve yaşayamayıp öldüğüne tekrar ve tekrar şahit olanlardanım.

Peki, kerpiç evlerde ölmeden yaşamanın sanatı nedir diye sorsaydınız, size Fergus Padel'in fotoğraflarına bakmanızı önerirdim. Ne renkleri, ne çevreyi ne de duruşları abartmadan hepsini büyük bir bütünsellik ve alçakgönüllülükle ve tabii ki erkeklerin cesaret edemeyeceği kadar kadınsı bir depresiflikle birbirinin içiçeliğini bozmadan fotoğraflayan Fergus Padel'i hissetmenizi isterdim.

0 yorum: