Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Cumartesi, Mayıs 28, 2011

27 Mayıs Devrimi, İhtilali, Darbesi ve ne isim verirseniz verin onun üzerine bir yazı



Ben, tüm bu devasa toplum organizması içinde tek kişilik basit bir hücreyim. Humeyni hayranı başörtülü bir genç kızın birkaç yıl önce söylediği, “İşgal Kuvvetleri yönetiminde hiç olmazsa dinimizi serbestçe yaşayabilirdik,” sözü ile, benim söyleye geldiğim, “27 Mayıs Anayasası ile gelen özgürlük tam da yetişme dönemimizde bize çok çok iyi geldi,” türü argümanım hep bu basit, tek kişilik hücrelerin dertleri, tasaları çerçevesinde geçerli, insani ve üstelik çok da gerekli hissiyatlardır. Dünyayı beyaz-siyah, doğru-yanlış, haklı-haksız penceresinden görmeye alışkın olanlar içinse olabildiğince korkutucudur. Korksunlar, benim umurumda mı? Değil.

Benim açımdan, son yapılan ve referandumda kabul edilen anayasa değişiklikleri ile 27 Mayıs İhtilalinin arasında bir fark yoktur; her ikisi de eldeki gücün, kendi istekleri doğrultusunda ve başkalarının zararına kullanılmasıdır. Yassıada davası ile Balyoz davası aynı ölçüde ahlaksız, hukuksuz ve adaletsizdir. Adnan Menderes de, Tayyip Erdoğan da, Kenan Evren de, Cemal Gürsel de ellerindeki yetkiyi güce çevirme suçunu işlemiş, baskıcı ve benim gibi tek tek hücrelerin zararına, aleyhine çalışmış insanlardır. Onlar benim insanım değildirler, olmamışlardır.

Benim için kutsal ya da yüce hiçbir şey, hiç kimse yoktur. Ben, bu devasa organizmanın içinde küçücük bir hücreyim ve bana ister “efendi hücre”, ister “kanserli hücre” deyin, ben kendi mutluluğum için yaşamaya, çalışmaya, istemeye ve kendi bakış açım çerçevesinde toplum organizmasına yararlı olmayı denemeye devam edeceğim.

0 yorum: