Web yapma aşk yap
Sıradan weblerden uzaklaşıp farklılaşmaya ulaşanlar için web tasarım, iletişim, marka, yaratıcılık ve yaşam blogu

Cumartesi, Aralık 03, 2011

Kişilik ayrımcılığı ya da "değerli kişiliklerin katliamı"


Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar" adlı kitabı (galiba 9 diğer kitapla birlikte) başarı ödülü aldığı TRT roman yarışması sonrası, jüri üyesi solcu yazar tarafından, Cumhuriyet gazetesinde "bir dil çalışması" şeklinde küçümsenerek, önemsizleştirilerek tanıtılmıştı. Dil ile yoğun ilgili olduğum bu dönemde kitabın çıkmasını sabırsızlıkla beklemiştim. Sinan Yayınlarından çıkan ilk cildi okuduğumda bir edebiyat şaheseriyle karşı karşı olduğumu anlamak hiç de zor değildi. İkinci cildin baskısı için ne kadar bekledim hatırlamıyorum, ancak hiç bir kitabın peşine o kadar sabırsızlıkla düşmemiştim. Oğuz Atay ve Sait Faik, benim güzümle, Türk edebiyatının en önemli iki yazarıdır. Diğer yazarlarla aralarında büyük bir mesafenin olduğunu düşünüyorum. Oğuz Atay, kitaplarında, azınlık kişiliklerin ve kültürel değerlerinin egemen kişiliklerin dünyasında barınmalarının zorluklarını anlatmaktaydı. Atay, yaşamında, çok küçük bir azınlık dışında kimsenin ilgisini çekmemişti.

Türkiye'nin kabız bilgi dünyasına kalsam, her konuda aç bi ilaç gezip duruyor olurdum. Woody Allen'in "Neyse ki Fransızlar var," demesi gibi, neyse ki yurtdışına gidebiliyoruz, internetten epeyce bilgiye ulaşabiliyoruz. Kendi adıma, eğer 20 yıl önce MBTI kişilik ölçüm metodunu öğrenmemiş olsaydım, dünyada nerede durduğumu tam olarak fark edemeyecektim.

MBTI (Myers-Briggs Type Indicator), Carl Jung'un geliştirdiği kişilik kuramı üzerine yapılandırılmış ölçümlerden en yaygınıdır; kişilikleri, 4 kıstas üzerinden 16 grupta sınıflandırır.

Kişiliklerin toplam nüfus içindeki oranları

Kişilik Tipi Toplam % Erkek %Kadın %
ESTJ  13 16 10
ESFJ  12 7 17
ESFP  11 8 14
ESTP  10 12.5 7.5
ISTJ  8.5 10.5 6.5
ISFJ  7 4 10
ENFP  7 6 8
ISTP  6 8.5 3.5
ISFP  6 5 7
ENTP  4.5 6 3
ENTJ  4 5.5 2.5
ENFJ  4 2.5 5.5
INTP  2.5 4 1
INFP  2 1.5 2.5
INTJ  1.5 2.5 0.5
INFJ  1 0.5 1.5

Yukarıdaki oranlar ABD'ye ait. Avrupa'da ve özellikle Türkiye'de bu oranlar daha farklı eminim. Ancak sonuç değişmiyor; bazı kişiliklerin nüfus içindeki payı yüzde 10'ların üzerindeyken, bazıları yüzde 2-3'ü geçemiyor.

Eskiden, bu tabloyu doğanın doğal düzeni olarak kabul eder ve pek sorgulamazdım. "Şansıma, her konuda azınlıkta olmak varmış," diye düşünürdüm. Ama sayılar hep karşımızda, orada durduğu sürece o sayıların ne anlama geldiğini anlayabilme imkanı da her zaman mevcuttur tabii ki.

Bu tablodan çıkan sonuçlar şunlar;

(1) Evet, kadınlar erkeklere oranla daha büyük ölçüde duygularını öne çıkarıyorlar, zira düşünen kadınlara hayat hakkı tanınmıyor. Örneğin; benim grubumda, erkeklerin nüfusa oranı % 4 iken, kadınlarınki % 1'i geçmiyor. Zira, benim grubumdaki kadınlarla kimse evlenmek istemiyor. Bu gruptaki kadınların birinci şikayet konuları bu. Duygusallıktan bağımsız olarak, genelde erkek kadın fark etmiyor, rasyonel düşünce pek sevilmiyor bu tabloda.

(2) Hayal dünyaları zayıf insanlar çoğunlukta. Kavramsal düşünebilen, dolayısıyla hayal dünyaları geniş kişilikler % 20'nin altında. Dünyamızın neden bu kadar acımasız bir düzene sahip olduğunu anlamak sadece bu istatistikle bile mümkün.

(3) Kendi düşünce ve inancını sorgulayamayanların egemenliği altında yaşıyoruz. Empati ve kendini sorgulama gibi kavramlar pek makbul değerler değil, hatta zayıf ve hastalıklı kişilik özelliği olarak algılanıyor.

(4) Dışadönükler çoğunlukta, ancak Avrupa'da bu oran yarı yarıya iken, eminim Türkiye'de içedönükler çoğunluktadır.

Kişilikler arasındaki bu oransızlığın, binlerce yıllık katliamın, kıyımın ve baskılamanın sonucunda ortaya çıktığını düşünüyorum. Yaşanır bir dünya hayal edenler her türlü araç kullanılarak azınlığa düşürülmüş, boyunduruk altında tutulmaya çalışılmıştır, insanlık tarihini okuduğumuzda bunu kolaylıkla görebiliriz.

Uygarlığı tuğla tuğla ören kimler varsa listenin altındaki kişiliklerdendir. Yaşadığımız dünyayı cehenneme çevirenler ise listenin üstündekiler. Dünyamızın insan kalitesi pek de matah değil yani...

0 yorum: