“Siyah Kuğu” filmi hakkında söyleyebileceğim tek şey; “Ben böyle filmler için çok büyüdüm,” olabilirdi. En önde oturup ayağımı uzattım ve ekranda o sıkıcı görüntüler geçip giderken bambaşka imgelerle zihnimi meşgul ettim.
Woody Allen’in son filmi, Kazakistan’da bile oynadı, bizde henüz programa girmedi. Ne biçim bir çöl burası?
Geçenlerde Kaddafi’yi izledim, aynı bizim Tayyip Erdoğan idi; kendi bildiklerine, inandıklarına öylesine sımsıkı sarılıyordu ki, diğer herkese hakaret ediyor, küçümsüyor ve gönlündeki şefkatin üzerine kilit üzerine kilit vuruyordu. Tehlikeli.
Ertesinde Kılıçdaroğlu’yla karşılaştım. Bir vizyoner değil, hayalci, hiç değil. Belli ki çalışkan bir yönetici. CHP’de görmeye alışkın olmadığımız yeni bir tür.
Bu haftanın ilginç özelliklerinden birisi de hem dününü hem yarınını su gibi bildiğim üçüncü türle* küçük bir temastı. Yarını bilmek hoş mu? Değil. Filmi izleyebilsek, Woody Allen'in bu konudaki düşüncesini de öğrenebilecektik. Başka bahara.
* üçüncü tür: benim de dahil olduğum ayrı bir insan türü




















